Basketbol Antrenman Alıştırmaları kitabının içeriğinde çizim ve açıklamalarıyla 41 antrenman alıştırması bulunuyor.
OKAN KILIÇ RÖPORTAJI
Değerli antrenör Okan Kılıç ile KSK’de görev alırken tanışma mutluluğu yaşadım. Her kategoride görev yaparak A takım asistanlığı noktasına gelmiş bir antrenör olarak, BGL, A takım ve hedefleri noltasında 7 soru sordum, içten ve samimi yanıtlar aldım. Kıymetli kardeşime zaman ayırdığı için teşekkür eder, kariyerinde başarılar dilerim.
Altyapıdan A takıma uzanan bir yolculuk, altyapıdan A takıma geçiş nasıl oldu?
Karşıyaka SK basketbol altyapısında belirli aralıklarla 10 sezon görev aldım. Bu süreç içerisinde iki sezon altyapı ve A Takım eş zamanlı görev almıştım. Karşıyaka’dan ayrıldıktan sonra Gaziantep Basketbol ’da Stefanos Dedas‘ın göreve gelmesiyle ekipte yardımcı antrenör ihtiyacı olmuştu. Genel Menajerimiz Boray Dai ile görüşmemiz sonucunda 2015-2016 sezonunun devre arasında Gaziantep Basketbol takımına dahil oldum. Şu an kulüpte 7. sezonun içerisindeyim. Benim için çok keyifli ve değerli anılarla dolu günleri burada yaşıyorum diyebilirim.
Bir çok altyapı antrenörünün hedefi olan A takım yardımcı antrenörlüğü yapabilmek için altyapı antrenörlerine neler tavsiye edersin?
Ege Üniversitesi BESYO Basketbol Antrenörlüğü mezunuyum. Öğrenci olduğum sürede de antrenörlük yapıyordum. Kulüplerde görev alırken 7 senede Altyapı Milli Takımlarda görev alma şansım oldu. Bu süreçte verilen sorumluluğu yerine getirirken detaylı çalışmanın ve ekip çalışmasının önemini tecrübe edindim. Saha içerisinde oyuncuların nasıl bir takım oyunu ortaya koyması önemli ise idari, teknik ve sağlık ekibi olarak bizimde uyum içerisinde olmamız önemli. Önerim üniversite, kurs, seminer ve takım içinde edinilen bilgileri sentezleyip kendi doğrularını bulmalarıdır. Bunların yanına da işimizin önemli parçaları olan iletişim becerisi, rakip analiz-değerlendirme, yabancı dil ve eğitim videoları gibi kişisel gelişim konularında da kendilerine değer katmalarıdır. Ayrıca bulundukları ilde yer alan A Takım antrenörleri ile iletişimde olmalarını ve mümkün olduğunca antrenmanlarını takip etmelerini tavsiye ederim.
En çok zorlandığınız anlar hangileri?
Mesai saati olmayan 24 saat düşünülen ve yaşanılan bir iş yapıyoruz. En zorlayıcı zamanları Avrupa Kupası ya da yoğun maç dönemlerinde rakip analizi sırasında, seyahatlerle beraber, uykusuz gecelerde yaşayabiliyoruz. Fakat bu aşamaların sonunda gelen galibiyet bütün bu yorgunluğu unutturuyor bizlere.
Antep diğer takımlar için sizce nasıl bir deplasman?
Gaziantep rakip takımda ki arkadaşlarımla konuştuğum zaman onlar için lezzetli bir deplasman oluyormuş ☺ Hem güzel yemekler hem de baklava, katmer derken lezzet şölenine döndüğünü söylüyorlar. Basketbol açısından taraftarımızın bu sene yaptıkları güzel destek ile zorlu bir deplasman haline geldik.
Antep’in BGL organizasyonunun nasıl değerlendirirsiniz?
İyi bir altyapı organizasyonun kulüplerin devamlılığı açısından önemli olduğu biliniyor. Gaziantep Basketbol Genel Menajerimiz Boray Dai altyapıya büyük önem veriyor. Altyapımıza yapılan doğru yatırımın karşılığını yetişen oyuncularla ve son iki sene BGL maç sonuçlarında da alıyoruz. Ayrıca bu sene oyuncu gelişimi için TB2L organizasyonu yapılarak oyuncularımız daha çok maç yapması planlanmıştır. Altyapı Sorumlumuz Ali Yıldırım ve ekibi bu konuda planlı ve özverili şekilde çalışmaktadır. Bu sene ki kadromuzda Furkan Özkan, Hüseyin Yılmaz ve Koray Çekici altyapımızdan yetişerek A Takım kadromuzda yer almaktadır. İlerleyen senelerde farklı isimleri de kadromuzda göreceğimize eminim.
Gerek altyapılarda görev almış, gerekse A takımda yer alan bir antrenör olarak, A takıma genç oyuncu seçerken kriterleriniz neler?
Fırsat buldukça BGL Liginin maçlarını ve yaz döneminde Altyapı Milli Takımlarımızın maçlarını takip etmeye çalışıyorum. Maçlarda oyuncuların takım oyununa olan uyumlarını, hücum-savunma tercihlerine, atletizmlerine, takım arkadaşları ve antrenörleriyle olan iletişimine ve genç oyunculardan A Takımda ilk beklenti olan savunma gayretlerine dikkat ediyorum. Aslında genellikle dikkat edilen noktalar istatistik kağıdının dışında kalıyor diyebilirim.
Kariyer hedefleriniz neler?
Kariyer hedefi olarak başarılı, keyifli ve mutlu bir çalışma ortamında kariyerime devam etmek istiyorum. Tabi ki çoğu yardımcı antrenörün hedefleri arasında baş antrenör olma planı yer almaktadır. Ancak bunun doğru zaman ve organizasyonda olması önemlidir.
Röportaj için teşekkür ederim.
AMA…
Bu aslında bir “ama” yazısı. Hani ne söylerseniz söyleyin bir cümlede “ama” varsa bir önceki yargının hükmü yoktur demişler ya, işte bu öyle bir yazı.
Sahaya giren her sporcu profesyonel oyuncu olmak isteri ama yaz antrenmanlarını bir bölümünde ya da tamamında tatil yapar ve bıraktığı gibi başlamak ister fakat çoktan geri kalmıştır. Kuvvetlemek istenir ama evde ya da başka bir yerde 30 dakika ayırıp şınav, mekik, plank ve benzeri hareketler yapılmaz fakat saatlerde bilgisayar başında oyun oynanır. Atlet olmak, sıçramak istenir ama atletizm antrenmanına gitmek zor gelir uyuruz.
Bu negatif ama kelimesini örneklerini artırabiliriz bununla beraber tam ters bir durum daha var. Tatil yapabilecek durumda ama yapmayan ve sadece izin günlerinde tatile çıkan. Kuvvetsiz olduğunu bilen, beslenmesine dikkat eden, kuvvet antrenmanlarını kaçırmayan aynı zamanda uzmanlarla bunu destekleyen. Atletizmin kendisine ne kadar artı değer katacağını bilen ve alarmın ertelemesine basmadan uyanan ve zorda gelse sahaya giden.
Hayat bir denge ve sporda bu dengenin bir parçası. Kişisine göre bu parçanın büyüklüğü değişiyor. Motivasyonunuzu kaybetmemek için sevdiğiniz şeyleri yapmaktan vazgeçmeyin bununla beraber saatlerce bilgisayar ya da cep telefonu başında kalmanızın sizden alacağı çok şey var. Bir çok sosyal aktivitenin içinde olmak güzel bununla beraber oradan antrenmanınıza göre ayrıcalığınız zamanı bilmek ise denge.
Ama, belki, keşke ya da pişmanlık içeren başka kelimeler bunlar genç sporu adaylarını 18 yaşlarına doğru içine çeker. “Keşke yapsaydım, keşke yapmasaydım” cümleleri insanın içine işler. Genç kalınan noktaların giderilmesi için daha çok çalışılır, hep çalışanlar zaten öndedir.
Profesyonel sporcu olmak bence hayatta ki en güzel mesleklerden biri.
Ya siz o ince çizgide yürüyorsanız ve attığınız her adım sizi o hedefe yaklaştırıyor ya da uzaklaştırıyorsa?
Adımlarınızı nasıl atardınız? İşte öyle ilerleyin…
Alican Özbudun Ropörtajı
Alican Özbudun ile yıllar önce Manisa’da çalıştığım zamanlarda tanışmıştık. Yıllar içinde başarılı işlerin içinde oldu ve 3 sezondur süper ligin renkli takımlarından HDI Sigorta Afyon Belediye’nin takım menajerliğini yapıyor. Alican Özbudun’a, Afyon, basketbol ve kariyer hedefleri hakkında 7 soru yönelttik. Ricamı kırmadığı için kendisine ayrıca teşekkür ederim.
Afyon ile olan yolculuk nasıl başladı?
Afyon ile yolculuğum genel menajerimiz Fazıl Uluçelik sayesinde başladı. Üniversiteden yakIn arkadaş olduğumuz icin sürekli iletişim halindeydik. Ben kariyerimde daha farklı bir adım atmak, menajerlik tarafına geçmek ve süper ligde çalışmak istiyordum. Afyonun da bu pozisyonda böyle bir ihtiyacı doğunca Fazıl direkt beni aradı ve Afyon yolculuğum başlamış oldu. İyi ki de başlamış çok keyif aldığım bir işi sevdiğim güzel bir ekip ile yapıyorum.
Afyon ekibinin uzun süreli birlikte olmasının sağladığı avantajlar neler?
Ben basketbolda ekip olmaya, ekip ruhuna sonuna kadar inanan biriyim. Çünkü ailemizden çok birbirimiz ile zaman geçiriyor, tüm problemleri, mutlulukları, tüm duyguları beraber yaşıyoruz. Uzun sure birlikte zaman gecirince artık birbirimizin bakışlarından bile ne oldugunu anlayabiliyor ve birbirimize destek olup açıklarımızı kapatıp yardımcı olabiliyoruz. Basketbol olarak hepimiz çoğunlukla aynı pencerede olduğumuz için ve uzun süredir beraber olduğumuz için ne istediğimizden eminiz ve ona göre davranıyoruz. Bu da bize büyük bir avantaj sağlıyor.
Afyon organizasyonunun bir çok oyuncu için ciddi bir parlama noktası olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Bizim Afyon’da oluşturduğumuz ortam çok klişe olacak ama gerçekten bir aile ortamı. Bu ailedeki herkes basketbola ve birlikte güzel zaman geçirmeye odaklı olunca oyuncu stresten ve baskıdan uzak oluyor. Daha fazla basketbola odaklanabiliyor ve bu da oyuncunun gelişimine yardımcı oluyor. Öncelikli hedefimiz oyuncunun zaten kendisinde olan o potansiyeli dışa vurmasını sağlayabilmek, özgüvenini daha da geliştirebilmek. Bunları hedefleyip ona göre yaklaşmaya çalışıyor ve elimizden geldiğince kariyerlerinde onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Şehir halkının takımı sahiplenmesini bizler medyadan takip ediyoruz, sizler içeride olanlar bunu nasıl yaşıyorsunuz?
Şehir gerçekten basketbolu çok seviyor. Benim Afyon’da ki 3. sezonum ve ilk geldiğim günden beri sehrin takimi ne kadar çok sevdiğinin ve önemsediğinin farkındayım. Gercekten iç saha maçlarınızda taraftarımızın desteği çok başka. Takımın arkasında itici çok büyük bir güç. Afyon’da yıllar sonucunda oluşmuş gerçekten çok iyi bir basketbol seyircisi var. Gittiğimiz her yerde desteklerini bizlere direkt çok sıcak bir şekilde dile getiriyorlar. Herkes takımla alakalı gelişmelerden hep haberdar. Böyle bir seyirci kitlesine sahip oldugumuz icin çok şanslıyız.
İçeride oynanan bir maç gününüzün akışını bizimle paylaşır mısınız?
İçerde oynadığımız maç günleri küçük bir şenlik havasında geçiyor desem yalan olmaz açıkçası 🙂 güne çok erken başlıyoruz. Salonun genel durumu tekrar tekrar kontrol ediliyor, reklamlar, ledler, biletleme, soyunma odaları, internet, yazıcı, salon görevlileri ile kontrol ediliyor ve onay alındıktan sonra işin takımla olan tarafı başlıyor. Maç saatine göre organize ettiğimiz maç yemeği, öncesi veya sonrasında takım toplantısı. Arada kalan ufak boşluklarda tabi ki de kahve sohbetleri. Özellikle maç için salona hareket etmeden önce mutlaka ofiste kahve ve müzik eşliğinde küçük bir motive olma durumu oluyor 🙂 salona geldiğimizde ve artık takım ısınmak icin sahaya çıktıktan sonra hayat hepimiz için duruyor.
Yabancı oyuncu seçerken kulübün olaya yaklaşımı nasıl?
Benim burada bulunduğum üç sezonda da bütçelerimiz gercekten çok yüksek değildi. Biz de kendi bütçelerimize göre bizim o bahsettiğim potansiyele sahip olan ama bunu bir şekilde dışarıya vurması gereken oyunculara gitmeye çalışıyoruz. Hedefleri olan, kendin ispat etmek isteyen, takım oyuncularına gitmeye çalışıyoruz. Bunun içinde gerçekten çok ciddi detaylı araştırmalara giriyoruz. Bu araştırmalar sonucunda da iyi seçimler yapıldığını düşünüyorum.
Kariyer hedefleriniz neler?
Şu an da bir numaralı kariyer hedefim bu takımın ligde kalması. Bu sezon gerçekten olağan dişi bir durum yaşıyoruz. Sezona güzel başlangıç yaptıktan sonra çok kötü günler yaşadık. Şimdi yeni gelen yönetim ile sıfırdan gerçekten çok güzel bir takım kuruldu. Şehir, yönetim, tüm ekip hep birlikte şu an ligde kalmaya kenetlenmiş durumda ve bu hedefe ulaşmak için herkes gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. İlerisi için ama mutlaka Euroleague ve Nba organizasyonları içerisinde yönetici sıfatı ile yer almak istiyorum.
Hayri Solmaz Röportajı
Sayın Hayri Solmaz, Ankara ve Türkiye basketbolunda gerek antrenörlük, gerek TBF Eğitim kurulunda yaptığı çalışmalar, eğitmenlik noktasında bir çok seminer ve kursta antrenörlerle donanımını paylaşması, gerekse yazılarıyla hepimizin basketbol yaşantısına dokunmuş bir isim.
Benim için oyunculuk dönemimde rakip olarak karşılaştığım, daha sonra aktif antrenörlük dönemimde, görüş, yorum ve eleştirileriyle desteğini hep hissettiğim, çok değerli bir “ağabeyim”, “büyüğüm”.
Kendisine basketbola yönelik 7 soru yönelttik, kendisine zaman ayırdığı için teşekkür ederim…
BGL ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Basketbol Gençler Ligi, başlangıç mantığı göz önüne alındığında doğru bir girişim. Esas olarak üç tür yapılanma var: Geleneksel olarak hem altyapıda, hem de üstyapıda faaliyet gösteren kurumsallaşmış kulüpler, en üst ligde yer alıp BGL yapılanmasını oluşturmak durumunda (ya da zorunda) olan kulüpler, üçüncü olarak da altyapıya kendini adamış ve bu özelliklerinden dolayı kabul görüp BGL daveti alan kulüpler. Profesyonelleşme öncesi mantıklı bir ara mekanizma. Oyuncu gelişimini öne koyan yapılar da var, şablonik A takım basketbolunu bire bir taklit edenler de. Oyuncuyu öne koyan da var, sistemi de. Yararlı mı? Tabii ki. Verimli mi? Tartışılır. Kendime sorum: Bir “basketbolsever” olarak para verip BGL maçı izler misin? Bugünkü düzeyiyle; hayır.
Eski ve yeni kuşak oyuncular arasındaki farkı nasıl yorumlarsınız?
Eskiden daha az yoğunlukta çalışma ile pek ihraç edemesek de çokça seyredilebilir oyuncu üretilebiliyordu. Bugün, çok daha yoğun ve içerikli çalışma ve üst düzey profesyonel koşullar geçerli olmasına rağmen eskinin benzer oyuncularına pek rastlanmıyor. Basketbol ülkesiyiz ancak ihracatımız eskiden zayıftı, bugün de kuvvetli sınıfına pek girmez. Oyuncu sistemin özü olmakla birlikte sisteme uyandır, sistemi belirleyen değil; yani eskinin basketbolunda yüksek nitelikli, yetenekli oyuncu prim yaparken, bugün hala bu tür oyuncular üst düzey prim yapıyorlar ama güç, atletik durum, takım oyununa uyum ve bir dolu farklı parametre de devrede. Eski ve yeni arasındaki farkı yaratan ağırlıklı olarak oyuncular değil, sistemin getirdiği zorunluluklar ve yeni yaşam biçimleri sanırım. Sayıca çok, daha atletik, daha güçlü, daha “görev oyuncusu” oyuncu üretebiliyoruz.
Altyapıda çalışan ama hedefi A takım asistanlığı olan bir antrenöre gelişim kanalları ile ilgili nasıl bir tavsiyede bulunursunuz?
İlk tavsiye, doğru ekibi tanımak ve o ekibin parçası olmaya çalışmak. Günümüzde, altyapının kenarından geçmemiş ve elektronik becerilerle yukarıda kendine bir şekilde yer tutmuş ve zaman içinde yerini sağlamlaştırmış antrenörler sıkça var. Benim ruhum, hala altyapının tozunu yutmuş, oyuncu gelişimi için hücre bölmüş altyapıcıların zaman içinde üstyapıya yönelmeleri. Çalışkan, dünyayı takip eden, camiayı öğrenmeye çalışan ve bugünün deyimiyle “network” hakkında bilgi sahibi olan antrenörlerin şansı daha fazla olacaktır ancak her zaman olduğu gibi referans sistemi hala üstyapının parçası olmak için önemli parametrelerden biri ve muhtemelen öyle olmaya devam edecek. Doğru işi yapmak, sistemden haberdar olmak ve iletişim kanallarını açık tutmak olmazsa olmazdır. Menajerlerle de arayı iyi tutmak gerekiyormuş, öyle diyorlar… ☺
Genç takım son senesinde oynayan ve potansiyeli olan bir sporcu karşınıza gelse, ona A takım seçimi noktasında neler söylersiniz?
Olabildiğince bireysel fundamentalini ve atletizmini geliştirmesini tavsiye ederim. Her takıma ve her antrenöre uyabilecek genel özellikler en ileri düzeye taşınmalı. Yukarıda da bahsi geçen BGL maçlarında da sıkça gördüğüm bir durum var. Zaten pandemi döneminde maçlar az oynandığından, takım bilgisi (yerleşim, zamanlama, düzen oyunlarına uyum, savunma konseptleri, …) eksiklikleri tarihinin en yüksek düzeyinde. Özellikle bu dönemde sıfıra yakın hata ile fundamental, güç ve atletizm eksiklerini tamamlayanlar A takım şablonuna en çabuk uyum sağlayan oyuncular olacaktır düşüncesindeyim. Çünkü A takıma geçer geçmez özellikle çömez oyuncuların inisiyatif alıp eteğindeki taşları dökmesi neredeyse imkansız. Düzeni istese de istemese de öğrenmeye zorunlu olacağından, çömez oyuncu, bütün diğer özelliklerini mükemmele yakın düzeyde geliştirmeye çalışmalıdır.
İyi bir A takım antrenörü, ekibince görev dağılımını nasıl yapmalı?
Her ne kadar süreci yakından takip etsem de, yaklaşık 10 yıldır aktif takım antrenörlüğü yapmadığım ve son 10 yılda görev dağılımı işin en önemli parçalarından biri haline evrildiği için bu soruya reçete gibi bir cevap vermemeliyim ya da vereceğim cevap eksikler içerebilir. Mutfak çalışması ve dolayısıyla yardımcı antrenörler en az baş antrenör kadar önem ve değer taşımaya başladı son dönemde. Analiz, edit, savunma, hücum, atletik departman… Her kalemin ayrı uzmanlıkları var. Kulübün yapısı, gücü, olanakları, hedefleri, baş antrenörün ekip oluşturma ve yönetme becerisi kilit noktalar. Atılacak her adım öncesinde defalarca senaryo haline getirilip hazmedilsin diye antrenörler çok yoğun çalışıyor. Nitelikli bir A takım baş antrenörü de elindeki şartlara en uygun biçimde ekibinin bireysel özelliklerini, tecrübelerini, uzmanlık alanlarını ve en yararlı olabileği görevleri tesbit edip, pasta hamurunun fırına sürecek düzeyde eline gelmesini ister. Ekibin bireylerine tavsiyem ise, geliştirebilecek tüm özelliklerini en ileri düzeyde geliştirmek. İyi bir baş antrenör, ekibinin niteliklerinin farkındadır.
Kapanan ve/veya kapanmakta olan kulüplerin Türkiye basketbolunda yaratığı etkiler nelerdir? Neler yapılabilir?
Tabii ki yaralayıcıdır, hem de çok. Hele en üst düzeylere sıfırdan başlayarak erişen yapılarsa, tarihin sayfalarına karışmaları daha da kalp kırıcıdır. Hele hele bu yapılar, oyuncu yetiştiren ve sadece kendine değil ülke ve dünya basketboluna da oyuncu gönderen yapılarsa, basketbol ile ilgili herkesin kafasını önüne eğip bir kere daha düşünmesi şarttır. Kanayan yaradır nitelikli kulüplerin yok olması… Neler yapılabilir? Bir bilsem…
İdeal bir altyapı antrenörü resmi çizseniz, özellikleri nasıl olurdu?
Bu sorunun cevabı uzun. Ben de, sevgili Emre Dağdelen’e de danışarak şunu yapmaya karar verdim: Uzun süre TBF eğitmeni olarak çeşitli kategorilerdeki antrenörlerle kurs ve seminer ortamlarında deneyimlerimi paylaştım. 2004 yılındaki bir kursta katılımcılara sunduğum ve sonrasında çeşitli eğitimlerde de kullandığım doküman bu sorunun cevabını oluşturacak bilgiler kapsamaktadır düşüncesindeyim.
Altyapı antrenörünün davranış biçimi neleri kapsamalıdır?
Hayri Solmaz (Mart 2004)
Tabii ki her antrenör öğretebildiğinden daha çoğunu bilir. Altyapı oyuncularına basketbolu öğretebilmek için en önemli ilkelerden üçü; basitlik, süreklilik ve tekrar’dır. İngilizce bir terim der ki; “KISS (keep it simple stupid); yaptığın işi aptalların bile anlayacağı kadar basit yap…” Bir altyapı antrenörü bu ilkeyi mutlaka benimsemelidir.
Atletik beceri geliştirme işinde en önemli etmenlerden biri hiç vazgeçmemektir. Bir altyapı koçunun temel görevi, sorumluluğu altındaki oyuncuları en iyi düzeye çıkarmaya çalışmaktır. Bu sadece teknik çalışmayla değil, antrene edilen oyuncuyla oluşturulacak sevgi ve saygı ilişkisi ve antrene edilen oyuncuların başarılı olduklarını görme isteğiyle de ilgilidir.
Oyuncularını dinlemelidir.
Oyuncularıyla “dost olmasa” bile, onlara “dostça” davranabilmelidir.
Onlara ek ilgi göstermelidir.
Oyuncularından ne beklediğini açıkça aktarmalı ve anlatmalıdır.
Onlara basketbolu öğretmek için hevesli ve sabırlı olmalıdır.
İyi davranışları teşvik etmeli, kabul edilemez davranış biçimlerini engellemelidir.
Oyuncularıyla arasındaki güven ortamını oluşturmalıdır.
Esnek ve yeni fikirlere açık olabilmelidir.
Oyuncularıyla aynı duyguları (coşkuyu, üzüntüyü, vb.) paylaşabilmelidir.
Oyuncularını en iyilerini yapabilmeleri yolunda motive edebilmek için bol ve çeşitli yöntemler uygulamalıdır.
Oyuncularına hazırlıklı ve donanımlı olduğunu hissettirmeli ve bunu güvenle yapmalı; çünkü çoğunlukla oyuncular ne kadar bildiğinizi değil, bunu ne kadar uygulayabildiğinizi daha çok hatırlarlar.
İyi hazırlanmalı ve sürekli öğrenmeli, “ben oldum” dememeli, kendini ve ekibindekileri geliştirmek ve ilerletmek için vakit ve çaba harcamalıdır. Bilgiye ulaşmada “aç” olmalıdır.
Literatürü ve internet ortamındaki basketbolu takip etmeli, ileride üstyapıda çalışmak istiyorsa, olmazsa olmaz koşullardan biri olan İngilizce konuşma ve yazmayı en azından temel düzeyde bilmeli ya da öğrenmelidir.
Tüm çalışmalarını, antrenman programlarını, istatistikleri, edindiği teknik – taktik bilgileri dokümante etmeli, dönem dönem gözden geçirmeli ve dersler çıkarmalıdır. Ne çalışacağını planlamalı, planladığını yapmalı, belli dönemlerde değerlendirerek planlananlarla uygulananlar arasındaki farklılıkları ve eksiklikleri görmeli, yeni planını bu veriler ışığında yapmalıdır. Yapacağını planlamalı, planladığını yapmalıdır.
Değerlendirme ve kararlarında objektif olmalı, uygun modeller ve bu modellere uygun davranış biçimleri geliştirmeli (ör; antrenmana zamanında gelinmesi, düdükten sonra çembere top atmayıp hemen koşup toplanılması, bir kıyafet zorunluluğu varsa bunun uygulanmasına dikkat edilmesi, vb.) ve oyuncularının bunlara uymasını sağlamalıdır.
Takımı içinde liderlik fonksiyonunu üstlenebilecek oyuncuyu doğru tespit edip, gerekli, doğru ve dozunda yetki delegasyonunu vermelidir.
Uzun saatler boyunca sonsuz bir enerjiyle çalışabilmelidir.
Tolerans ile disiplin arasında oluşan ince çizgiyi iyi ayarlayabilmeli, bu iki faktörü birbiriyle iyi kaynaştırabilmelidir.
Ayakları yere basmalıdır. Yaratıcı olmak ve gerçeklerin ayırtına varabilmek önemli bir niteliktir.
Hem alçak gönüllü, hem de gururlu olmalıdır.
Şüpheci olmalıdır. Kendisine aktarılan her bilgi, gözlemleri sonucunda oluşan her izlenim evrensel gerçeği yansıtmayabilir. Zaman içinde antrenman ve maçlardaki, basketbolla ilgili diğer ortamlardaki davranış biçimleri ve basketbol felsefesi berraklaştıkça taşlar yerine oturacaktır.
Hırsı aklının önüne geçmemelidir.
Başarısızlıklara karşı dirençli olabilmeli, başarıları da hazmedebilmelidir.
Rakibinin haklarını hiçbir zaman göz ardı etmemelidir.
Çalıştığı ortamdaki fiziki koşulları düzgün tutmalı / tutturmalıdır (ör; inik topla, yırtık fileyle, tozlu salonda idman yapmamalı, gerekirse topları şişirmeli / şişirtmeli, fileyi tamir etmeli / ettirtmeli, tozlu salonu silmeli / sildirmelidir).
Ve; altyapı antrenörünün en temel, en önemli, en vazgeçilmez görevinin, sorumluluğunda bulunan oyunculara öncelikle iyi insan olmayı öğretmek ve “fundamental” becerileri kazandırmak olduğunu bir an olsun aklından çıkarmamalıdır.
Teşekkürler. ☺
ZİHİNSEL HAZIR BULUNUŞLUK
Bir oyuncunun gelişimi farklı dinamikleri kapsar. Bunun ilk ve en önemlisi zihinsel olarak hazır olmaktır. Basketbol kendi branşım olmakla birlikte, bence her branş için zihinsel hazırbulunuşluk mihenk taşı.
Başlamak ve başlamaya hazır olmak önemli bir zihinsel durum, bununla beraber sürdürmek bence çok daha kıymetli ve önem taşıyan bir durum. Başlamak evet zorlu ve sporcunun bunun için kendini hazır duruma getirmesi gerekiyor. Devam ettirmek için ise bunu sürekli yapması gerekiyor.
Başlangıç noktasında neredeyse tamamen pozitif motivasyon ile doluyken, süreç içerisinde devam etme noktasında bir çok pozitif & negatif içsel ve dışsal girdiye maruz kalarak devam etme ya da bırakma durumunda kalınılacak.
O yüzden başlangıç noktasında belirli bir olgunluğa ve/veya yaş aralığına gelen sporcuların, profesyonel sporcu ise sezona başlarken, kendini zihinsel yönden oluşabilecek artı ve eksi noktalara karşı hazırlamaları ve gerekiyorsa bu noktada uzman desteği almaları gerekiyor.
Altyapılarda fiziksel, fundamental ve/veya mental gelişim geç olabilir ve bu yeni başlayan sporcularda negatif tepkime yaratabilir. Bunu aşmada aile ve ona dokunan birinci el olan antrenörü önemlidir.
A takım bazlı düşünürsek, sezona kötü başlayan bir sporcunun yaşadığı kaygı durumu performansını aşağıya çekecek noktalara gelebilir ya da beklediğinden iyi başladığı bir sezon kendisini şımartabilir ve yine sonuçlar negatif olabilir. Ya da tam tersi…
Altyapılarda özellikle başlangıç ve hızlanma sürecinde, sporcu ve ailesi, zihinsel olarak hazırlık yapmalı. Burada ilk başlangıç ve sporcunun ilerleme kaydettiğini dönemleri yönetmek aile tarafından bence önemli bir nokta ( bu konuya ayrı bir yazımda değineceğim ).
Altyapıda her yaş kategorisinin kendisine has dinamikleri var. Her başlangıç bir hazırbulunuşluk durumu getirmeli ve zihinsel olarak hazır olma üst üste konulduğunda sporcu yaş aldıkça, karşılaşacağı bir çok noktayı kendisi yönetebilecektir ( mobbing, hakaret, övgü, torpil, torpil yapılan ortamda olma, antrenörü ile problemini paylaşma, kendisini ifade etme, antrenman ve/veya maç stresini yönetme vs ).
A takım ise bu dünyanın bambaşka bir yüzü. Her hafta girilen bir seviye tespit sınavı gibi. Ligin kalitesi, sezon başı hedefleri, mevcut bulunan durum, yabancı oyuncuların kalitesi ve oyuncunun alabileceği süre, ekonomi, ödeme koşulları, antrenörün durumu ve bir çok dinamik üstüne kurulmuş bir sezonda oyuncu olarak bu durumları yönetmek…
Zihinsel donanım, yolun en önemli yapı taşı, bununla beraber inanın başlamak için önemli olan bu taş, siz yolda yürürken ya size yoldaş olacak ya da sizi içten tüketen bir enerji kaynağı.
Yönetmek sizin elinizde…















