Hayri Solmaz Röportajı

Ocak 19, 2022
Posted in Röportajlar
Ocak 19, 2022 emredagdelen

Hayri Solmaz Röportajı

Sayın Hayri Solmaz, Ankara ve Türkiye basketbolunda gerek antrenörlük, gerek TBF Eğitim kurulunda yaptığı çalışmalar, eğitmenlik noktasında bir çok seminer ve kursta antrenörlerle donanımını paylaşması, gerekse yazılarıyla hepimizin basketbol yaşantısına dokunmuş bir isim.
Benim için oyunculuk dönemimde rakip olarak karşılaştığım, daha sonra aktif antrenörlük dönemimde, görüş, yorum ve eleştirileriyle desteğini hep hissettiğim, çok değerli bir “ağabeyim”, “büyüğüm”.
Kendisine basketbola yönelik 7 soru yönelttik, kendisine zaman ayırdığı için teşekkür ederim…

BGL ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

Basketbol Gençler Ligi, başlangıç mantığı göz önüne alındığında doğru bir girişim. Esas olarak üç tür yapılanma var: Geleneksel olarak hem altyapıda, hem de üstyapıda faaliyet gösteren kurumsallaşmış kulüpler, en üst ligde yer alıp BGL yapılanmasını oluşturmak durumunda (ya da zorunda) olan kulüpler, üçüncü olarak da altyapıya kendini adamış ve bu özelliklerinden dolayı kabul görüp BGL daveti alan kulüpler. Profesyonelleşme öncesi mantıklı bir ara mekanizma. Oyuncu gelişimini öne koyan yapılar da var, şablonik A takım basketbolunu bire bir taklit edenler de. Oyuncuyu öne koyan da var, sistemi de. Yararlı mı? Tabii ki. Verimli mi? Tartışılır. Kendime sorum: Bir “basketbolsever” olarak para verip BGL maçı izler misin? Bugünkü düzeyiyle; hayır.

Eski ve yeni kuşak oyuncular arasındaki farkı nasıl yorumlarsınız?

Eskiden daha az yoğunlukta çalışma ile pek ihraç edemesek de çokça seyredilebilir oyuncu üretilebiliyordu. Bugün, çok daha yoğun ve içerikli çalışma ve üst düzey profesyonel koşullar geçerli olmasına rağmen eskinin benzer oyuncularına pek rastlanmıyor. Basketbol ülkesiyiz ancak ihracatımız eskiden zayıftı, bugün de kuvvetli sınıfına pek girmez. Oyuncu sistemin özü olmakla birlikte sisteme uyandır, sistemi belirleyen değil; yani eskinin basketbolunda yüksek nitelikli, yetenekli oyuncu prim yaparken, bugün hala bu tür oyuncular üst düzey prim yapıyorlar ama güç, atletik durum, takım oyununa uyum ve bir dolu farklı parametre de devrede. Eski ve yeni arasındaki farkı yaratan ağırlıklı olarak oyuncular değil, sistemin getirdiği zorunluluklar ve yeni yaşam biçimleri sanırım. Sayıca çok, daha atletik, daha güçlü, daha “görev oyuncusu” oyuncu üretebiliyoruz.

Altyapıda çalışan ama hedefi A takım asistanlığı olan bir antrenöre gelişim kanalları ile ilgili nasıl bir tavsiyede bulunursunuz?

İlk tavsiye, doğru ekibi tanımak ve o ekibin parçası olmaya çalışmak. Günümüzde, altyapının kenarından geçmemiş ve elektronik becerilerle yukarıda kendine bir şekilde yer tutmuş ve zaman içinde yerini sağlamlaştırmış antrenörler sıkça var. Benim ruhum, hala altyapının tozunu yutmuş, oyuncu gelişimi için hücre bölmüş altyapıcıların zaman içinde üstyapıya yönelmeleri. Çalışkan, dünyayı takip eden, camiayı öğrenmeye çalışan ve bugünün deyimiyle “network” hakkında bilgi sahibi olan antrenörlerin şansı daha fazla olacaktır ancak her zaman olduğu gibi referans sistemi hala üstyapının parçası olmak için önemli parametrelerden biri ve muhtemelen öyle olmaya devam edecek. Doğru işi yapmak, sistemden haberdar olmak ve iletişim kanallarını açık tutmak olmazsa olmazdır. Menajerlerle de arayı iyi tutmak gerekiyormuş, öyle diyorlar… ☺

Genç takım son senesinde oynayan ve potansiyeli olan bir sporcu karşınıza gelse, ona A takım seçimi noktasında neler söylersiniz?

Olabildiğince bireysel fundamentalini ve atletizmini geliştirmesini tavsiye ederim. Her takıma ve her antrenöre uyabilecek genel özellikler en ileri düzeye taşınmalı. Yukarıda da bahsi geçen BGL maçlarında da sıkça gördüğüm bir durum var. Zaten pandemi döneminde maçlar az oynandığından, takım bilgisi (yerleşim, zamanlama, düzen oyunlarına uyum, savunma konseptleri, …) eksiklikleri tarihinin en yüksek düzeyinde. Özellikle bu dönemde sıfıra yakın hata ile fundamental, güç ve atletizm eksiklerini tamamlayanlar A takım şablonuna en çabuk uyum sağlayan oyuncular olacaktır düşüncesindeyim. Çünkü A takıma geçer geçmez özellikle çömez oyuncuların inisiyatif alıp eteğindeki taşları dökmesi neredeyse imkansız. Düzeni istese de istemese de öğrenmeye zorunlu olacağından, çömez oyuncu, bütün diğer özelliklerini mükemmele yakın düzeyde geliştirmeye çalışmalıdır.

İyi bir A takım antrenörü, ekibince görev dağılımını nasıl yapmalı?

Her ne kadar süreci yakından takip etsem de, yaklaşık 10 yıldır aktif takım antrenörlüğü yapmadığım ve son 10 yılda görev dağılımı işin en önemli parçalarından biri haline evrildiği için bu soruya reçete gibi bir cevap vermemeliyim ya da vereceğim cevap eksikler içerebilir. Mutfak çalışması ve dolayısıyla yardımcı antrenörler en az baş antrenör kadar önem ve değer taşımaya başladı son dönemde. Analiz, edit, savunma, hücum, atletik departman… Her kalemin ayrı uzmanlıkları var. Kulübün yapısı, gücü, olanakları, hedefleri, baş antrenörün ekip oluşturma ve yönetme becerisi kilit noktalar. Atılacak her adım öncesinde defalarca senaryo haline getirilip hazmedilsin diye antrenörler çok yoğun çalışıyor. Nitelikli bir A takım baş antrenörü de elindeki şartlara en uygun biçimde ekibinin bireysel özelliklerini, tecrübelerini, uzmanlık alanlarını ve en yararlı olabileği görevleri tesbit edip, pasta hamurunun fırına sürecek düzeyde eline gelmesini ister. Ekibin bireylerine tavsiyem ise, geliştirebilecek tüm özelliklerini en ileri düzeyde geliştirmek. İyi bir baş antrenör, ekibinin niteliklerinin farkındadır.

Kapanan ve/veya kapanmakta olan kulüplerin Türkiye basketbolunda yaratığı etkiler nelerdir? Neler yapılabilir?

Tabii ki yaralayıcıdır, hem de çok. Hele en üst düzeylere sıfırdan başlayarak erişen yapılarsa, tarihin sayfalarına karışmaları daha da kalp kırıcıdır. Hele hele bu yapılar, oyuncu yetiştiren ve sadece kendine değil ülke ve dünya basketboluna da oyuncu gönderen yapılarsa, basketbol ile ilgili herkesin kafasını önüne eğip bir kere daha düşünmesi şarttır. Kanayan yaradır nitelikli kulüplerin yok olması… Neler yapılabilir? Bir bilsem…

İdeal bir altyapı antrenörü resmi çizseniz, özellikleri nasıl olurdu?

Bu sorunun cevabı uzun. Ben de, sevgili Emre Dağdelen’e de danışarak şunu yapmaya karar verdim: Uzun süre TBF eğitmeni olarak çeşitli kategorilerdeki antrenörlerle kurs ve seminer ortamlarında deneyimlerimi paylaştım. 2004 yılındaki bir kursta katılımcılara sunduğum ve sonrasında çeşitli eğitimlerde de kullandığım doküman bu sorunun cevabını oluşturacak bilgiler kapsamaktadır düşüncesindeyim.

Altyapı antrenörünün davranış biçimi neleri kapsamalıdır?  
Hayri Solmaz (Mart 2004)

Tabii ki her antrenör öğretebildiğinden daha çoğunu bilir. Altyapı oyuncularına basketbolu öğretebilmek için en önemli ilkelerden üçü; basitlik, süreklilik ve tekrar’dır. İngilizce bir terim der ki; “KISS (keep it simple stupid); yaptığın işi aptalların bile anlayacağı kadar basit yap…” Bir altyapı antrenörü bu ilkeyi mutlaka benimsemelidir.
Atletik beceri geliştirme işinde en önemli etmenlerden biri hiç vazgeçmemektir. Bir altyapı koçunun temel görevi, sorumluluğu altındaki oyuncuları en iyi düzeye çıkarmaya çalışmaktır. Bu sadece teknik çalışmayla değil, antrene edilen oyuncuyla oluşturulacak sevgi ve saygı ilişkisi ve antrene edilen oyuncuların başarılı olduklarını görme isteğiyle de ilgilidir.
Oyuncularını dinlemelidir.
Oyuncularıyla “dost olmasa” bile, onlara “dostça” davranabilmelidir.
Onlara ek ilgi göstermelidir.
Oyuncularından ne beklediğini açıkça aktarmalı ve anlatmalıdır.
Onlara basketbolu öğretmek için hevesli ve sabırlı olmalıdır.
İyi davranışları teşvik etmeli, kabul edilemez davranış biçimlerini engellemelidir.
Oyuncularıyla arasındaki güven ortamını oluşturmalıdır.
Esnek ve yeni fikirlere açık olabilmelidir.
Oyuncularıyla aynı duyguları (coşkuyu, üzüntüyü, vb.) paylaşabilmelidir.
Oyuncularını en iyilerini yapabilmeleri yolunda motive edebilmek için bol ve çeşitli yöntemler uygulamalıdır.
Oyuncularına hazırlıklı ve donanımlı olduğunu hissettirmeli ve bunu güvenle yapmalı; çünkü çoğunlukla oyuncular ne kadar bildiğinizi değil, bunu ne kadar uygulayabildiğinizi daha çok hatırlarlar.
İyi hazırlanmalı ve sürekli öğrenmeli, “ben oldum” dememeli, kendini  ve ekibindekileri geliştirmek ve ilerletmek için vakit ve çaba harcamalıdır. Bilgiye ulaşmada “aç” olmalıdır.
Literatürü ve internet ortamındaki basketbolu takip etmeli, ileride üstyapıda çalışmak istiyorsa, olmazsa olmaz koşullardan biri olan İngilizce konuşma ve yazmayı en azından temel düzeyde bilmeli ya da öğrenmelidir.
Tüm çalışmalarını, antrenman programlarını, istatistikleri, edindiği teknik – taktik bilgileri dokümante etmeli, dönem dönem gözden geçirmeli ve dersler çıkarmalıdır. Ne çalışacağını planlamalı, planladığını yapmalı, belli dönemlerde değerlendirerek planlananlarla uygulananlar arasındaki farklılıkları ve eksiklikleri görmeli, yeni planını bu veriler ışığında yapmalıdır. Yapacağını planlamalı, planladığını yapmalıdır.
Değerlendirme ve kararlarında objektif olmalı, uygun modeller ve bu modellere uygun davranış biçimleri geliştirmeli (ör; antrenmana zamanında gelinmesi, düdükten sonra çembere top atmayıp hemen koşup toplanılması, bir kıyafet zorunluluğu varsa bunun uygulanmasına dikkat edilmesi, vb.) ve oyuncularının bunlara uymasını sağlamalıdır.
Takımı içinde liderlik fonksiyonunu üstlenebilecek oyuncuyu doğru tespit edip, gerekli, doğru ve dozunda yetki delegasyonunu vermelidir.
Uzun saatler boyunca sonsuz bir enerjiyle çalışabilmelidir.
Tolerans ile disiplin arasında oluşan ince çizgiyi iyi ayarlayabilmeli, bu iki faktörü birbiriyle iyi kaynaştırabilmelidir.
Ayakları yere basmalıdır. Yaratıcı olmak ve gerçeklerin ayırtına varabilmek önemli bir niteliktir.
Hem alçak gönüllü, hem de gururlu olmalıdır.
Şüpheci olmalıdır. Kendisine aktarılan her bilgi, gözlemleri sonucunda oluşan her izlenim evrensel gerçeği yansıtmayabilir. Zaman içinde antrenman ve maçlardaki, basketbolla ilgili diğer ortamlardaki davranış biçimleri ve basketbol felsefesi berraklaştıkça taşlar yerine oturacaktır.
Hırsı aklının önüne geçmemelidir.
Başarısızlıklara karşı dirençli olabilmeli, başarıları da hazmedebilmelidir.
Rakibinin haklarını hiçbir zaman göz ardı etmemelidir.
Çalıştığı ortamdaki fiziki koşulları düzgün tutmalı / tutturmalıdır (ör; inik topla, yırtık fileyle, tozlu salonda idman yapmamalı, gerekirse topları şişirmeli / şişirtmeli,  fileyi tamir etmeli / ettirtmeli, tozlu salonu silmeli / sildirmelidir).
Ve; altyapı antrenörünün en temel, en önemli, en vazgeçilmez görevinin, sorumluluğunda bulunan oyunculara öncelikle iyi insan olmayı öğretmek ve “fundamental” becerileri kazandırmak olduğunu bir an olsun aklından çıkarmamalıdır.

Teşekkürler. ☺

, , ,

EDBA İLETİŞİM

Programlarımız hakkında detaylı bilgi, sorularınız ve deneme antrenmanı için bize ulaşabilirsiniz .