Bazen ağlarsın!
Hani yenilgiyi hak etmediğinizi düşünürsün ya, soyunma odasına girersin ve yaptığın hatalar an ve an gözünün önüne gelir. O an antrenörden yediğin fırçalar, oyuncunun kendisine attığı fırçalardan daha fazla acı veremez. Soyunma odasından ışınlanmak istersin ya da saatlerce oturmak. Dışarıda bekleyenler, aileler “nasıl çıkacağım” diye düşünürsün. Aslında biliyorsun ki kapıda seni teselli cümleleri bekliyor ama senin istediğin bu değil ki!
Antrenör soyunma odasından çıktıktan sonra ortamı derin bir sessizlik kaplar ve düşünceler konuşmaya başlar ve sporcular kendi kendilerini yargılamaya başlar. Belki yanınızda oturan arkadaşınızın yaptığı bir hatadan dolayı maçı kaybetmişsinizdir ve bunu da herkes biliyordur. O sporcunun kimse gözünün içine bakamaz ve bir şey söyleyemez. Yazılı olmayan bir kural gibi “omzuna dokunursunuz” ve bu hareket söylenebilecek onlarca cümleden çok daha fazla anlam taşır. Omzuna dokunulan sporcu içinde zor anlardır. Hem destek hem de hatayı kabullenmektir o omza dokunmalar. Bir an önce duşa gitmek istersin. O ortamdan izole olmak ve yalnız kalmak. Kimi zaman duştan akan suya gözyaşlarınız karışır. Sadece altyapı oyuncuları ağlamaz, profesyonellerde ağlar, kimi dışına kimide içine…
İstediğin kadar amaçsız ol, sahaya çıktığında içindeki sporcu ruhu ortaya çıkar ve kazanmak istersin. Rakip kim olursa olsun kaybetmeyi içine sindiremezsin.
Akşam eve gittiğinde maçı tekrar tekrar oynarsın, bazı şeyler için çok geç bazı şeyler içinde hala vaktinin olduğunu anlarsın. Kaybetmenin bir ders ve senin karakterin için bir sınav olduğunu anlarsın. Kaybettiğin zaman gösterdiğin duruş çok önemlidir. KAZANIRKEN HERKES İYİDİR… Ya kaybedince?
Herkes senin gibi olmayabilir. Kaybedince gülende olacak, sevinende. Önemli olan duruştur… Antrenörü suçlayan, takım arkadaşını suçlayanda olacak, haklıda olabilirler. Peki hafta başlayınca yine o antrenör ve oyuncularla yüz yüze bakıp idman yapmayacaklar mı? Bir maç önce beş dakika oynayan bir oyuncunun, öbür maç otuz dakika oynamayacağını kim bilebilir? Kaybedilen maçta gülen ve ya da sevinen o sporcuya takım arkadaşları nasıl güvenecek?
Basketbol adı üzerinde TAKIM sporudur… Ortak hedef, ortak ruh, ortak sevinç ve ortak üzüntü… Evet herkesin ağlamasını beklemek komik olur bununla beraber kötü günde üzüntüyü paylaşmak sizi kenetler ya da bunun için çabalayan sporcular saygı görür. Liderlik kimseye verilmez, birine antrenör tarafından biçilen lider pozisyonu antrenör istediği zaman geri alınabilir ki acı bir şeydir. Hak edilerek kazanılan liderlik kalıcıdır.
Ağlamak omuzlardaki bir yüktür ve omuzdaki yük omuza dokunulan el sayısı kadar azalır, kim bilir bir gün belki sende o ellerli hissetmek istersin…
Bazen Ağlarsın!