Basketbolcunun Hayatı

Mayıs 15, 2021
Posted in Makaleler
Mayıs 15, 2021 emredagdelen

Basketbolcunun Hayatı

Maça çıkmadan önce etrafına baktığında birde ne görsün, anne ve babası tel örgülerin dışından maçı izliyordu. Sanırım kalbi yerinden çıkacaktı. İkisi de ona gülümsüyorlardı. O da onlara el sallamış mıydı hatırlamıyordu? Sahaya çıktı ve bütün rakip oyuncuların ve hakemlik yapan beden eğitimi öğretmenlerinin ellerini sıktı. Daha sonra ki her ilk beş başladığı maçlarda oynamayan arkadaşlarının da ellerini sıkacaktı. Onlar aynı hedefe giden bir takımdı ve herkes bu takım içinde çok önemliydi.
Hava atışı ile maça başladılar, içinde hiç bitmeyecek bir enerji var gibi hissediyordu. Her yere yetişebilir, her yere sıçrayabilirdi. Bu hissiyatın sonucunda çok hata yaptı ve bir süre sonra antrenörü onu kenara aldı. Çıkarken ona elini uzattı ve başını okşadı. Buna sevinmişti. Özellikle ilerleyen yıllarda yaşayıp gördüklerinden sonra, bu hareketin değerinin ne kadar kıymetli olduğunu, gerek bazı antrenörler gerekse de bazı oyuncular tarafından ne kadar kötü şekillerde kullanıldığı gördüğünde daha iyi anlayacaktı. Antrenörü, “sadece koşmak ile olmaz evlat, zekamız bizi sahada kıymetli kılar” demişti. Bu sözler onun basketbol kariyeri boyunca aklından hiç çıkmadı. Şimdi de kenarda arkadaşlarını destekliyordu. Bir süre sonra antrenörü onu tekrar oyuna almıştı. Ve oyuna girerken antrenörü “unutma evlat” diyerek işaret parmağı ile başını gösterdi. Bu sefer daha sakindi ve birkaç atışı başarı olmuş, basketbol kariyerinin ilk sayılarını bulmuştu. Hatta ilk sayısı sonrası sevinirken geri dönmeyi unuttuğundan takımı kendi savunduğu adamdan sayı yemişti. O da antrenörden fırça… Maçın ikinci yarısında bir pozisyonda topa atlamış ve dizi biraz açılmış ve kanamış ayrıca çeşitli yerlerinde sıyrıklar olmuştu. Onun yere düştüğünü gören annesi oğlunun canının yandığı görüp sahaya girmek üzere hareketlendiği anda eşi onu durdurmuş ve “sahaya gidersen ona kötülük yaparsın” demişti. Takım arkadaşları onu hep beraber sahanın dışına çıkartmışlardı, ayağına pansuman yapılırken, “hocam ben oynarım, iyiyim” demişti, bunu duyan antrenörünün yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu ama bunu onunla paylaşmadı. Eliyle, yüzünü hiç dönmeden tamam diyecekti. Maç bittiğinde o da ayağa kalktı ve herkesle tokalaştı. Anne ve babasına baktı, ikisini de göremedi. Babası maç biter bitmez annesinin duralım beraber dönelim demesine rağmen gitmeleri gerektiğini söylemişti. İyide olmuştu. Çünkü; maç sonrası takımda günün en güzel yemeğini yemişlerdi, karışık tost ve ayran.
Antrenörleri yarın okul sonrası toplanıp konuşacakları söyledi. Kendisine dizini sordu, cevap olarak da, “hocam oynatsanız ben oynardım” yanıtını aldı. Başını okşadı ve oradan ayrıldı.
Eve döndüğünde onu merakla bekleyen annesinin ilk sorusu, “nasıl dizin oğlum, aç bakayım?” oldu. Babası evde yoktu. “Anne iyiyim ben, yok bir şeyim” demişti. Annesini yinede yarayı açmış, temizlemiş ve tekrar pansuman yapmıştı. “Anne babam nerede?” . “Gelecek oğlum, biraz işi var” dedi annesi. Çantasını kapının girişine bırakmıştı. Annesi çantanın içindeki kirlileri boşaltmıştı. Oğlum çantanı banyodan al demişti. Banyoya gelmiş çantanın içinden ayakkabıları özenle çıkartıp kutusuna yerleştirmişti. Çantasını da odasına koymuştu. Odasında uzanmış maçı düşünüyordu ki, kapı çalmıştı. Annesinden önce kapıyı açmalıydı, yataktan atladı, dizi aklına havada gelmişti ve yere düştüğünde canı yandı ama sorun değildi. Kapıya geldiğinde babası içeri giriyordu, elinde pasta vardı. “Oğlumun ilk maçı, kutlamadan olmaz” demişti. Babasının yanına gelmiş ve babası da ona sarılmıştı. “evlat dizin nasıl?” diye sormuş. Cevabı aslında annesinin mimiklerinden anlamıştı.
O gece evde televizyon açılmamış ve bütün gece o konuşmuş anne ve babası da yorum yapmadan onu dinlemişlerdi. Saatler ilerlemişti ve babası, “benim bildiğim sporcular erken uyur, değil mi hanım?” demişti. Mesaj alınmıştı, süt içilmiş, dişler fırçalanmış, iyi geceler öpücükleri alınmış ve verilmiş bir şekilde yatağına gitmişti.
Annesi yanına gelmiş üstünü örtmüş ve “unutma maçtan sonra duş almak gerek” demiş onu son kez öpmüş ve odadan çıkmıştı.
Şimdi ağzı kulaklarına varan bir gülümseme ile bu günü düşünüyordu. Uykuya dalmadan önce aklında kalan tek şey EĞLENDİĞİYDİ. Evet çok eğlenmişti. Basketbol güzel bir OYUNDU.
Bunları düşünürken gözleri günün yorgunluğuna dayanamayıp kapanmıştı.
Eğlenmek ilerleyen yıllarda ne zaman zorlansa, pes etme noktasına gelse, arkasından oyunlar oynansa da, onun en büyük içsel motivasyon kaynağı olacaktı. Basketbol öncelikle bir oyundu ve bu oyunda eğlendiği sürece mücadelesi devam edecekti.

, , ,

EDBA İLETİŞİM

Programlarımız hakkında detaylı bilgi, sorularınız ve deneme antrenmanı için bize ulaşabilirsiniz .