Vücudunun her yeri ağrıyordu. Yorulmuş muydu? Bilmiyordu ya da hissetmiyordu. Maçın sonu gelmişti ve takımının ona o anda sahada ihtiyacı vardı ve ayağı kopsa da, ciğerleri yangın yerine dönse de o sahada iyi işler yapacağını biliyordu. Savunmaya dönerken antrenörü ile göz göze gelmişlerdi ve güveni görmüştü. “Haydi beyler, iyi savunma” diye bağırdı. Sahada kendisi gibi beş kardeşi daha vardı. Kenarda oturanlar mı? Onlarında seslerinin kısıldığından emindi.
Savunmada bir pozisyonda topu boşta gördü ve hiç düşünmedi. O top “maç” demek olabilirdi. Dizlerinin yandığını hissetti. Dizleri parçalansa da fark etmezi top onlardaydı artık ve fark biraz daha kapanabilirdi ve öylede oldu.
Saha yangın yeriydi ve her top çok kıymetliydi. Hızlı bir hücumda takım arkadaşı top kaybı yapmıştı ve morali bozulmuştu. “Olsun kardeşim, dönelim savunma yapalım” diye seslenmişti ona. Takım arkadaşının omuzlarının tekrar dikleştiğini hissetti. Aynı hatayı kendisi yapsa, biliyordu ki kendisinin de omuzları aşağıda kalmayacaktı.
Son 2 dakikaya girmişlerdi ve maç geliyordu hissediyordu. İki takımında molası kalmamıştı. Her şey kendi ellerindeydi.
Zoru başarmak için son 2 dakika. Savunmada uzun oyuncuları 5. faulünü yapmıştı. Moralleri mi? Oyuna kim girse yüreğini ortaya koyacaktı ki öyle oldu. Oyuna giren arkadaşı da mücadeleye devam etti. Yürekleri büyüktü. Maçın bitiş düdüğü çalınca hepsi birbirine sarılmış ve sevinçten bağırıyorlardı.
Soyunma odasına girdiler ve antrenörleri odaya girdi, “bugün kazanmasaydınız bile, mücadeleniz yeterdi. Hepinize helal olsun” dedi ve hepsi ayağa kalkıp takımın adını söylediler.
Antrenör odadan çıkınca tekrar yerine oturdu, alnında terler akıyor, dizleri ağrıyor ve ciğerleri yanıyordu. Sırtını duvara yasladı ve gözlerini kapattı. İç huzurunu hissetti, derin bir nefes aldı. Eşini aradı, “kazandık hayatım” dedi. Telefonun öbür ucundan sevinç çığlığı geldi. Masör gelmişti, “abi bir şey istiyor musun?” dedi. “Dört torba buz kardeşim” dedi. İki dize ve iki ayak bileğine.
Dizler iyileşir, yorgunluk geçerdi ama o topa atlamasaydı, maçı bir an bırakmayı düşünseydi, şu an oturduğu yerde iç huzuru olur muydu? Takım arkadaşlarına baktı, emindi ki hepsi kendisi gibi düşünüyor ve yüzleri gülüyordu. Hepsi birbirlerine aynı onur ve gururla bakıyordu.
İçinden doğru yerdeyim diyordu. Duşa girerken bütün ağrılarını hissetti ve bu ağrıları hissettiği mutlu oldu. Bu maç bitmişti ve haftaya yüreğini sonuna kadar ortaya koyacağı başka bir maç vardı. “Haydi bakalım” demişti içinden, şimdi yüreği dinlendirme zamanı…
Yürek